Pisi kuçu

Hakkımda

Ev hayvanları dostluk hattı
Ana Sayfa | Profilim | Arşiv | Arkadaşlarım

Köpeğiniz 'inci dişli' olabilir - 10:32, 10/10/2006

Köpeğiniz 'inci dişli' olabilir

Köpeğiniz 'inci dişli' olabilir
Tsugawa'nın (solda) muayenehanesine her gün onlarca evcil hayvan geliyor. Bazen dolguya, bazen yanlış kaynayan dişi düzelttirmeye... FOTOĞRAF:
Evcil hayvanların dişlerinin tedavi edilmesi ABD'de gittikçe büyüyen kârlı bir alan haline geldi. Köpeğinin dişleri için 2 bin doları gözden çıkaranlar bile var

REUTERS - LOS ANGELES - Veteriner diş hekimi Anson Tsugawa'nın muayehanesinde parlayan metal diş telleri, dolgu aletleri, köpek ve kedi hastalarını bekliyor. Evcil hayvanlara diş bakımı ABD'de gittikçe büyüyen bir alan haline geldi. 33 yaşındaki Tsugawa'nın kedi ve köpekler için kullandığı tedavi ekipmanı, insanlar için kullanılanlarla aynı. Genç veteriner diş hekimi özel hastaları için çilek aromalı diş macunu bile öneriyor, tabii bu macunun hayvanların umurunda olmadığı gerçeğinin de farkında.

'Liposuction'a hayır!
Tsugawa'nın muayenehanesi her gün onlarca hayvanla dolup taşıyor. Dolgu yapılan Coconut'ın ardından, alt köpek dişlerinden biri yanlış kaynamış olan Anderl geliyor. Anderl'in sahibi Katja Auer, herkesin kendisine "Sen delisin, kimse köpeğinin dişini tedavi ettirmek için 2 bin dolar vermez" dediğini anlatıyor. Ancak bugün sayısı gittikçe artan hayvan sahibi, dostlarının yaşam standartlarını artırmak için, 10 yıl önce akla bile gelmeyecek yöntemlere başvuruyor.
Uzmanlar, dişçiliğin veterinerlik alanında gelişen bir dal olduğuna dikkat çekerken, Colorado Springs adlı hayvan bakım merkezinden Dr. Tonny Woodward, kedi ve köpeklerin diş tedavisinden rahatsız olmadıklarını ve acı çekmediklerini söylüyor. Veterinerler, kedi ve köpeklerin yaşam standartlarının yükseltilmesinden yana ancak köpeğine 'liposuction' yaptırıp yağlarını aldırmak gibi 'estetik kaygılarla' gelen evcil hayvan sahiplerini de reddediyor. Veteriner Bernardine Cruz, "Hayvanlar aksesuvarlarımız değil, onların da birer hayatı var" diyor.


0 Yorum | Yorum yaz

sevilmeyen köpek hayata küstü - 08:49, 6/10/2006

Sevilmeyen köpek hayata küstü

Sevilmeyen köpek hayata küstü
15 gün önce barınağa bırakılan Paşa adım adım ölüme doğru gidiyor. FOTOĞRAF: ZAFER AKPINAR / AA
06/10/2006 (41 kişi okudu)

AA - KONYA - Ailesinin yeni doğan bebeğini kıskanıp, sorun çıkarmaya başlayınca hayvan barınağına bırakılan 'Paşa', hayata küstü. Büyükşehir Belediyesi Başıboş Hayvanları Toplama ve Barındırma Merkezi sorumlusu Atakan Öztürk, "Paşa çevresinde olup biten her şeye duyarsız, boynu bükük. Sevilmediğini düşünüyor. Bu barınak bu hayvanlara göre değil. Daha önce benzer sorunlarla gelen yine 'collie' cinsi beş köpek ölmüştü" dedi.


0 Yorum | Yorum yaz

hayvanlarla ilişkilerimiz (türker alkan radikal) - 08:55, 23/9/2006

İki gün önce ölen Prof. Sungurbey 'Hayvan Hakları' kitabını yazan ve yasa tasarısını hazırlayan kişiydi.
Allah rahmet eylesin.
Şimdilerde hayvanlara iyi davranma diye bir derdimiz yok. Belediyeler sokaktan topladıklar köpekleri çöp kamyonlarında canlı canlı öğütebiliyorlar, belediye başkanları otomatik tüfekle öldürdükleri ayıların başında sırıtarak marifet yapmış gibi poz verebiliyorlar. Mazeretleri de hazır: 'İnsanların hakları ihlal edilirken hayvan hakkı da ne oluyormuş?'
Oysa atalarımız hiç böyle değildi. Osmanlı'da şaşılacak bir hayvan sevgisi vardı. Örneğin, padişah fermanıyla eşeğe yüklenecek yüke sınırlama getirilmişti. Fransız gezgin Paul Lucas'ın anılarına göre 1705 yılında padişah tebdili kıyafet dolaşırken odun yüklü yorgun atlara bir de sahiplerinin bindiğini görünce hemen bir ferman çıkararak yüklü hayvana binilmesini yasaklamıştı.
Yine bir Fransız olan gezgin Jean du Mont'un notlarına göre, Türkler çok hayırsever insanlardı. "Türklerin hayırları hayvanlar için bile geçerlidir. Özellikle köpeklere karşı çok müşfiktirler" der. Gerçi köpekleri evlerine almazlar, ama sokakta beslerler. Köpekler de beslendikleri sokaktan ayrılmadığı için her mahallenin kendi köpekleri vardı.
Du Mont şunları yazıyor: "Türklere göre kedi, köpek, ve at gibi eti için beslenmeyen hayvanları öldürmek suçtur... Sekiz gün önce olan bir olayı hatırlıyorum: Müezzin minarede ezan okudukça havlayan bir köpek vardı. Bu köpeğe çok kızdılar, fakat Allah korkusundan köpeği öldürmediler. Epey düşündükten sonra köpeği yakaladılar, Kadı'nın huzuruna çıkardılar. Köpeğin saygısızlığından dolayı bir Hıristiyan veya gâvur olabileceğini ileri sürdüler. Delil son derece açıktı. Bundan dolayı sonunda köpek ölüme mahkûm edildi ve hüküm derhal infaz edildi."
Türkler atlara karşı da son derece sevecendi. De Busbecq adlı elçi şunları yazmış: "(Atları) nasıl evlerinin içine aldıklarını, okşayıp sevdiklerini gördüm. Onları kendi çocuklarıyla bir tuttukları söylenebilir... Atların boynuna nazarlık takarlar... Atların bakımından sorumlu seyisler de aynı derecede bunlara karşı müşfiktir. Her zaman okşayarak severler, her zaman okşayarak severler, çok mecbur olmadıkça kızgınlıklarını sopa veya kırbaçla gidermezler. Sonuçta bu atlar insana son derece bağlı olur ve insanı ısıran veya tekmeleyen bir ata rastlanmaz. Tanrı adına, bizim metotlarımız ne kadar farklı!"
Besbecq, Sakız Adası'nde evlerde yaşayan kuşlardan, özellikle kırlangıçlardan söz eder. Türk köylüleri evde kuş beslemenin sevap olduğunu düşünür ve herkes imkânına göre kuş beslerdi. Ve bu kuşlar büyükbaş hayvanlar gibi sürüler halinde hareket ederlerdi. "Sabah seher vakti kasabanın çobanı bunların hepsini ıslıkla çağırır, kuşların hepsi evlerden fırlayıp sokakta toplanırlar. Sonra bunlar tıpkı bizde koyunların çobanı izlemesi gibi çobanın arkasından çayıra giderler. Akşam olunca aynı çobanın ıslığıyla çağrılırlar ve kaldıkları eve dönerler."
Ne dersiniz, hayvanlarla ilişkiler bakımından 500 yıl öncesinin Osmanlısı mı daha uygardı; yoksa hayvanları itlaf eden, ölüm barınaklarına tıkan günümüz toplumu mu daha uygardır?
(Bu bilgileri Gülgün Üçel-Aybet'in 'Osmanlı Dünyası ve İnsanlar' (1530-1699) adlı kitabında bulabilirsiniz.)

0000000000000

 

Evet anadolu da insanımız artık hayvanları hiç sevmiyor .Okulun önünde beslediğim köpeği öldürdüler.Hangi kasabaya gitsem köpekleri dövdüklerini görüyorum.Hayvan sevgisizliğinin genel duyarsızlıktan farklı olduğunu söylemeye gerek var mı? sb


0 Yorum | Yorum yaz

güvercinin gagasındaki keramet - 07:27, 9/5/2006

Yapılan bir araştırma güvercinlerin gagalarındaki bir madde sayesinde yönlerini bulduklarını ortaya çıkardı.

Yeni Zelandalı araştırmacılar, yaptıkları deneyler sonucunda güvercinlerin gagalarındaki bir madde sayesinde manyetik alanları hissedebildiklerini ve uzun yolculuklarda iç pusulalarını kullanarak yönlerini bulduklarını ortaya çıkardı.

Kabul görmüyordu

'Nature' dergisinin dünkü sayısında yayımlanan araştırmadan önce, 'güvercinlerin yollarını manyetik olarak bulduğu' görüşü pek kabul görmüyordu.

Araştırmacılar, güvercinlerin dışındaki diğer kuş türlerinin de gagalarının üst kısmındaki mıknatıslı madde sayesinde manyetik alanı hissettiklerine inanıyor


0 Yorum | Yorum yaz

bilinçli nefes alan canlı yunus - 07:23, 9/5/2006

Nefes almak için uyanık kalmak ya da uyurken ölmek... Bu ikilemi ortadan kaldırmak için yunusların beyinlerinin yarısının uyumasını sağlayan ilginç bir yöntem geliştirdikleri ortaya çıktı.

Fransa'da bulunan Marineland Parkı yetkililerinden Jon Kershaw, "yunuslarda soluk almak, insanlardaki gibi refleks değil, iradi bir eylemdir. Okyanusta bilinçsiz kalmak ölümcül olabilir, nefes almazlarsa da ölürler" dedi.
 
Kershaw, "yunuslar 'uyanık kalarak uyumak' için beyinlerinin yarısını 'kapatır'. Beynin diğer yarısı, nefes almak gibi hayati işlevlerin denetimini sağlar" diye konuştu.
 
'Beynin yarısının uyuduğu' sırada metabolizma yavaşlıyor ve yunuslar neredeyse hiç hareket etmiyor. Bu durumda, yunuslar bir yüzgeçlerinin su yüzünde olması nedeniyle suyu dalgalandırıyor ve böylece fark edilebiliyor.
 
Ters göz kapanıyor
 
'Tek taraflı uyuma' laboratuvarlardaki testlerde de kanıtlandı. Bilim adamları beynin 'uyuyan' kısmında yavaş beyin dalgaları, 'uyanık' kısımda ise hızlı beyin dalgaları saptadı. 20 dakika sonra da bu tablo tersine döndü.
 
Yunuslar, beyinlerinin iki kısmını dönüşümlü olarak harekete geçiriyor ve her seferinde diğer gözlerini kapatıyor. Yunusların günde yaklaşık sekiz saat bu şekilde uyudukları saptandı.


0 Yorum | Yorum yaz
« Son Sayfa Sonraki Sayfa »